Şeftali konserveniz var mı ? (Zulema Utesa karakter hikayesi)

Herşeyin başlangıcı

Alarm sesi

Ve evet… Uzun bir dinlenmeden sonra gün tekrar aydı. Birkaç denemede alarmı kapatabildim. Hızlıca yataktan kalktım. Elimi yüzümü ovuşturduktan sonra terliklerimi giyip banyonun yolunu tuttum. Elimi yüzümü yıkamak için musluğu açtığımda suyun kesik olduğunu fark ettim. Sanırım su tankının içerisindeki son suyumuzu dün kullanmıştım. Kızımın burnu bu aralar inanılmaz kanıyor. Mevsimsel bir geçiş yüzünden mi yoksa bu siktiğimin havası yüzünden mi bilmiyorum. Techizatlarımı üzerime geçirdim. Silahımı yanıma alıp su tankının olduğu yere doğru ilerledim.Gerçekten de bir damla su bile kalmamış. Chil tepesindeki su deposuna gitmem ve oradan biraz daha su çekmem gerekiyordu. Evin içerisine girdim karım ve kızım hala uyanmamıştı. Onlara süpriz yapıp kahvaltılıklar hazırladım. Kızımın tabağının yanına konserve şeftalilerinden birisini açıp koydum daha sonra kollarına girip kahvaltı masasına oturttum. Onlara da hak veriyorum. Bu yaşadığımız dünyayı kolay kolay kaldıramaz insanlar. Yavaşça kızımın yanağına yaklaştım ve öptüm. Karımı da unutmadım tabi. Çok geç kalmayacağımı söyleyip su çekmeye gittiğimi söyledim fakat hiçbirşey söylemediler. Sanırım suyu çok kullandığım için biraz kızmışlar bana. Evden çıkarken kızıma gelirken onun için birşey getirmemi isteyip istemediğini sordum. Birşey söylemedi fakat onun şeftaliye bayıldığını biliyorum. Bisikletime atlayıp dikkatlice ve çok kullanılmayan yollardan geçerek Chil tepesine doğru ilerledim. Su tankı ağzına kadar doluydu. Su torbalarına suları doldurup bisikletime asmaya başladım. 1 hafta yetecek kadar suyu aldım. Bisikletimle geriye doğru dönerken geçtiğim yol üzerinde ağlayan bir bebek sesi duymamla freni sıkmam bir oldu. Dikkatlice bisikletimi hurda araçlardan birisine yasladım.Silahımı çekip sesin geldiği yere doğru yavaş ve dikkatli adımlarla ilerlerken ani bir karanlık…

Gözlerimi açtığımda başımın arkasında felaket derecede bir ağrıyla kendime geldim. Birden gözlerim açıldı ve etrafımda bana silah tutan kişileri gördüm. Benimle konuşmuyorlardı. Birkaç dakika sonra kalabalığın içerisini bir kılıç gibi yaran bir adam elindeki su ile yanıma yaklaştı. Askerlere ellerimi çözmeleri için işaret yaptı ve ekledi. Sevgili evladım. Tanrı seni bağışladı. Ona minnetini sun ve önünde ruhunu arındır diyerek elindeki su şişesini uzattı. Su şişesini sol elimde kavradım ve etrafımdakilere bakınmaya başladım. Dilim damağıma deydiğinde yapışıyor, dudaklarım kuruluktan parçalanıyordu resmen. Çok dayanamadan su şişesini hızlıca açıp suyu içmeye başladım. Yaşlı adam gülümseyerek omuzuma dokundu. Yavaş ol evladım, yavaş ol. Suyu saniyeler içerisinde bitirdim resmen. Suyun ardından başımın arkasındaki ağrı tekrar yüz gösterdi. Sol elim ile başımın arkasını kontrol ettim. Elimi attığımda bir bandajın başıma yapıştırıldığını fark ettim. Adam tedirginliğimi bastırmak için konuşmaya başladı. Su tepesindeki fare sendin demek. Aylardır su depomuz azalıyordu ve bunu yapanın peşindeydik ama bu seni korkutmasın evladım. Tanrıdan gelen tüm herşey bizler için. Seni affediyorum diyerek elini uzattı. Elini tutup ayaklandım. Ayağa kalktıktan sonra etrafıma bakındım. Surlar içerisinde bir şehirdeydim resmen. İnsanların kıyamet öncesinde rahat ve mutlu olduğu ortamı birebir yaşatan bir şehir. Sanki hiçbirşey olmamış ve herşey eskisi gibi devam eden bir şehir. Yolda yürürken etrafıma bakınıyordum. Adam şaşkınlığımı fark edip koluma girdi. Burası Tanrının bizler için sunduğu zahiri cenneti evladım. Şaşkınlığını anlıyorum. Başımıza gelen bela Tanrının yolundan ilerleyen bizleri es geçip onu kızdıranları kavurdu. Bizler yaşayanlarız. Her attığımız adım beni bu şehre çektiği yetmezmiş gibi bu adamın güven dolu cümlelerine sırtımı dayamak için can atıyordum resmen.Yolun sonuna geldiğimizde bir kilisenin önündeydik. Adam kilisenin kapısında durdu ve bana döndü. Evladım sana kendimi tanıtmadım. Ben rahip Brigid. Yanında görmüş olduğun silahlı grup ise Yargıçlar. Bizler Paleto Devletinin savunucularıyız. Peki ya sen kimsin ? Etrafıma bakındıktan sonra kısık bir sesle Zulema dedim. Sadece Zulema. Sabahlara kadar kendimi anlatmak istediğim ve tek kaldığım bu yerde içlerine girmek için yalvarmayı bile göze aldığım yer için sadece Zulema kelimesi çıktı ağzımdan. Rahip kilisenin kapısını açtı ve içeriye Yargıçların başındaki kişiyi ve beni alıp kapıları kapattı. Anlıyorum bilgi vermek istemeyebilirsin evladım. İstediğin zaman benimle konuşup içini dökebilirsin. Tanrı senin masum olduğunu biliyor ve bu yüzden burdasın. Yüzüm asıldı ve gözlerim doldu. Birden dizlerimin üzerine düştüm. Yargıç bana yaklaşıp kolumdan tutacakken Rahip hızlıca yargıçın elini tutup geriye çekti. Başım yerde bir şekilde ağlamaya başladım. Rahibin adımları önümde son buldu ve eliyle kafama dokundu. Eğildi ve kafamın arkada tarafını sevmeye başladı. Artık doğru yerdesin. Paleto tanrının ordusudur ve Tanrının yolunda ilerlemeye devam edersen güvende olacaksın evladım. Ellerimin tersiyle gözlerimi sildim ve karım ile çocuğumun da buraya gelmesini rica ettim. Rahip güler yüzüyle kafasını yukarı aşağı salladı. Yanındaki yargıç’a birşeyler söyledi. Yargıç koluma girip beni dikkatlice ayağa kaldırdı ve kilisenin dışına çıktık. Yargıçlardan birisi yanıma yaklaştı.Sırt çantasını yere indirip içerisinden devasa boyutlardaki katlanmış haritayı çıkarttı. Dikkatlice açıp yere serdi. Ailenin nerede olduğunu hatırlıyorsun dimi ? Şimdi onların konumlarını bana işaretle. İşaretle ki onları güvenli bir şekilde alıp buraya getirelim. Bir süre duraksadım. Bende gelmeliyim ailem size güvenip gelmez. Beni görmeleri gerekiyor. Yerdeki haritayı katladı ve çantasına geri koydu. Tamam sende gel. Beraber gidelim. Dediğin mantıklı dedi ve yerdeki çantasını sırtına geçirdi. Birkaç dakika sonra önümüze donanımlı ve zırhlı arazi araçları geldi. Hadi bakalım atla Zulema. Gidip aileni de buraya getirelim. Aracın içerisine atladım ve yola çıktık. Yolu tarif ettim. Bir süre sonra sığındığımız yere geldik fakat arazi araçların girebileceği bir yer değildi. Araçlardan inip sığındığım yeri işaret ettim. Kızım ve karım şu karşıdaki yerde. Çok konuşmayı sevmezler. Lütfen zarar vermeyin onlara. 4 kişilik yargıç ekibi dikkatlice işaret ettiğim eve doğru yöneldiler.

(Yargıçlar sığınağa girmeden önce dışarıda yüksek sesle ’ Paleto devleti burada. Yanlış ve tetikleyici hareketlerden kaçının. Yardım için buradayız. Kimseye zarar verilmeyecek’ şeklinde anonslar yaparak içeriye girdi. İçeride şiddetli ve rahatsız edici bir koku vardı. Ekip maskelerinin hava filtresini aktif hale getirip İçeri girmeye devam etti. Sırayla odaları gezen ekip sonunda mutfağa girdi. Öncü girenler gözlerini faltaşı gibi açıp geriye kaçtılar. İçeride gördükleri şeyler onların dehşete kapılmaları için yeterliydi. Öncü birlikler hızlıca dışarıya çıkıp telsizden anons geçti. Öncü birlik konuşuyor bulunduğum konuma high command talebim mevcut. Zulemanın yanındaki yargıçlardan birisi Zulemaya dönüp ‘burada bekle hemen geliyorum’ diyerek bölgeye yöneldi. Öncü birlik içerideki durumu özetleyince yargıç içeriye girip kendi gözleriyle görmek istedi. Koku gözlerini yaşartsa da seri bir şekilde içeriye girdi. Yemek masasında oturan birisi çocuk olmak üzere iki kişiyi gördü. Kişiler kanlar içinde ve bedenleri şişmiş bir şekilde hareketsiz duruyordu. Maskesini aktif hale getirip ellerine eldiven giyen yargıç iki bedeni de incelemeye başladı. Kadın boğazından bıçak kesiği alıp çocuk ise karnından birçok defa bıçak darbeleriyle hayatını kaybetmişti. Bedenlerin şişkinliği ve içerideki koku ölümlerin yakın bir zamanda olmadığının işaretiydi. Hızlıca araçlara dönen yargıç ekibi Zulemanın yanına geldi.)

Zulema bana yardımcı olmalısın. Aileni en son ne zaman gördün ? 2 gündür bizimle berabersin. Birşeylerin ters gittiği endişesi içimi yiyip bitirse de araçtan hızlıca inip Sizinle karşılaştığım günün sabahında ailem sığınaktaydı. Hatta hatta o gün kahvaltılarını ben hazırladım onların. Yargıçlar birbirine baktı ve benden uzaklaşıp aralarında konuşmaya başladılar. Bir süre sonra yanıma yaklaşıp elini omzuma attı. İçeriye girdiğimizde kimseyi göremedik. Sanırım seni merak edip çevreye bakınmak için çıktılar ama merak etme kapıya Paletonun konumu için bir not bıraktık. Seni bulacaklar emin ol. Bunları duyduktan sonra içim biraz da olsa rahatladı. Araçlara bindik ve Paletoya doğru ilerledik. Paletoya geldiğimizde tekrar rahibin yanına gittik. Araçlardan indik ve rahibin binasına doğru yürümeye başladık. Binanın önünde sigara içen rahip beni gördüğünde kollarını iki yana açtı ve sıkıca sarıldı. Sonrasında arabaya doğru baktı fakat kimseyi göremedi. E karın ve çocuğun nerde evladım ? Onları getirmedin mi ? Yargıçlardan birisi rahibin kulağına yaklaştı ve birşeyler söylemeye başladı. Rahibin duyduklarından sonra yüz ifadesi oldukça değişti ve bunu fark edebildim. Bozuntuya vermeden yanıma yaklaştı. Yakında burada olurlar. İçini rahat tut sevgili evladım.

Paleto Ordusu-Judge

Aylardır Paleto devletindeyim. Burası inanılmaz bir yer. Fakat hala karım ve kızımdan haber yok. İnsanlar dışarıda bıraktığı yakınları için ümidini kesmiş ama ben onlar gibi güçsüz değilim. Dün rüyamda kızımın benden birsürü şeftali konservesi istediğini gördüm ve o geleceğini söyledi. Paletoya yaklaştığını söyledi. Aylardır burada ne mi yapıyorum ? İnsanların tarlalarında onlara yardımcı oluyor, gün içerisinde Yargıçlarla madene gidip Paleto devleti için kömür kazıyorum. Zoe için gerekli malzemeleri bulup ona getirmeye çalışıyorum. Anlayacağınız çok fazla şey yapıyorum. O günlerden birinde rahip insanların artık birlikte ibadet yapmasının doğru olduğunu ve haftanın belli günlerinde kilisede toplanmamızı istedi. Akşam saatleri olduğunda insanlar kıyafetlerini özenli bir şekilde giyip tanrıya olan bağlılıklarını ve saygılarını bu şekilde gösteriyorlardı. İlk buluşma günü geldiğinde herkes kilisede toplandı. Birlikte tanrıya olan bağlılığımızı bir kez daha pekiştirdik, güldük eğlendik ve insan olduğumuzu tekrar hatırladık. Bir süre geçti ve etkinlik bitti. Herkes dağılırken rahip gür bir ses tonuyla ’ Zulema ! Sen içeride kal’ Bakışlarımı rahibe doğru çevirdiğimde rahibin yüzünde ciddiyet’in aksine tatlı bir gülümseme olduğunu görünce biraz da olsa rahatladım. Herkes dışarıya çıktığında rahip kürsünün diğer tarafına geçip oturdu ve elini benim de oturmam için sandalyelerden birisine işaretledi. Sandalyeye oturdum. Bir süre sessizlikten sonra rahip ’ Sana güveniyorum ve tanrı da öyle evladım. Paleto ordusuna senin gibi bağlı ve sadık insanları istiyorum.’ Duyduklarım gözlerimin büyümesine ve kalp atışımın hızlanmasına yetmişti. Bir süre konuştuktan sonra yargıçlık için işlemlerim başladı ve o gün yargıçlığımın ilk günüydü. Yargıçlık benim için herşeyden önce karımı ve kızımı bulmamda önemli bir etken olacaktı çünkü. Gün içinde çıkılan tüm devriyeler ve çağırılan her yardım benim için yargıçlık yanı sıra kızımı ve karımı bulmak için bir nedendi fakat günler geçtikçe ümidim buz gibi eriyordu. Her devriye sonu elim boş dönüyordum. Yine bir devriye sonrasında Paletoya döndüğümüzde artık bazı şeylerin değişimi için ilk adımlar atılmıştı. Rahip bizi toplayıp artık Paletonun dolmaya başladığını ve içerideki kişilerin girişlerde üzerlerinin aranmasını ve Paleto için gerekli eşyaların bir kısmına el konulması gerektiğini söyledi. Bu kulağa acımasızca gelse bile aslında herşey Paleto içindi yani en azından bize inanıldırılan buydu. Süreç başladı. Paletoya giriş yapan kişilerin çantalarını aramaya ve içeriye sokulan eşyaların bir kısmını almaya başladık. Halk yavaş yavaş söylenmeye ve itirazlar etmeye başladı. O zamanlar tanrı şahidim bu durum beni korkutuyordu yaşanan olayları tahmin ettim ve sonucu kaçınılmaz oldu.

Direniş

Rutin devriyeme devam ettiğim sırada kilisenin camının içinde rahip ile oğlunun hararetli bir şekilde konuşmasına şahit oldum. Aracımı ileriye park edip sessizce kilisenin camlarından birisine yaklaştım. İçeride konuşulanları artık rahatlıkla duyabiliyordum. Rahip Timmy’e bağırıyordu. Anladığım kadarıyla Timmy rahibin inanç baskını delecek ilk adımı atmış ve ona darbeyi beklemediği yerden vurmuştu. Çok geçmeden de kaçınılmaz son gelmişti bile. İşlerden habersiz bir şekilde merkez motele çağırıldık. Rahip elindeki megafon ile hazır bir şekilde bekliyor, çevredeki kalabalık ise meraklı gözlerle onu seyrediyordu. Herkes hazır hale geldiğinde rahip konuşmaya başladı. Sevgili evlatlarım. Tanrının doğru yolu bugün bizi sağlam ve emin adımlarla ayakta tutuyor. Bu konuda hemfikiriz öyle dimi ? Fakat bugün çürüklerin ayıklanması gerekiyor. Daha sonrasında gür bir sesle Timmy’i tutuklayın diye bağırdı. Herkes silahını kalabalığın içerisindeki Timmy’e çevirdi. Ardından birisi yaklaşıp Timmy’i kelepçeledi ve rahibin olduğu yere götürdü. Timmy’i dizlerinin üzerine çöktürdüler. Rahip konuşmaya devam etti. Çürük ailende bile olsa ayıklayıp saf olmak zorundayız. Ardından belindeki silahını çekip Timmy’nin kafasına doğrulttu. Kalabalığın içerisinde yüksek bir uğultu başladı. Her geçen saniye yükselmeye devam ediyordu. Rahip defalarca megafondan sessizlik diye bağırsa da fayda etmiyor aksine daha çok artıyordu. Verilen karar ilk fişeği ateşlemişti. Timmy paletodan sürgün edilecek ve birdaha içeriye alınmayacaktı.

Hey herkes nerede ?

Huzur içinde yaşayan insanların eski huzurlarının kalmadığı içeriyi derin bir sıkıntının bastığı Paleto devletinden selamlar. Timmyden sonra çok şey değişti. Hergün gördüğüm, gülerek sohbetler ettiğim dostlarım artık Paletoya mümkün oldukça az geliyordu. Sokaklar canlıyken şimdi hayalet bir şehirdeydik sanki. Dostlarımı görememek, sevdiğim insanların yokluğuna alışmak inanın bana canımı çok yakıyordu. Üstelik aylar geçmesine rağmen ailemden hala haber alamadım. Odamda biriktirdiğim şeftali konserveleri kızıma bir ömür boyu yetecek kadar fazlalaşmıştı.Rahatlamam gerekiyordu fakat ne yapmalıydım. Aklıma kiliseye gidip tanrıya teslim olmak geldi. Kilisenin kapısına doğru gittim ve içeriye girdim. Kimse yoktu. İçerideki yanlızlık uzun süredir varmış gibi hissettiriyordu resmen. Tanrıya teslim olmalıydım. Yolun sonu buydu belki de. Belimden silahımı çıkartıp şakağıma dayadım. Sanırım buraya kadardı herşey. Özür dilerim dostlarım bunların yaşanmasını, sizleri kaybetmeyi istemezdim. Derin bir nefes, gözler kapansın ve son… Yapamadım. Yeterince cesaretli değildim kahretsin ki yapamadım. Artık savaşmayı reddediyorum. Dostlarımı öldüremem. Şanslıydım ki benim gibi düşünen ve artık durumdan sıkılan yargıçlar da vardı. Rahibin kararları sonumuzu getirmişti resmen. Artık savaşmayı reddediyoruz. Paleto ölü bir şehir. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Asıl başlangıç şimdi başlıyor.

(Yağmurlu bir gece Zulema eşiyle birlikte uyurken kızı şimşek seslerinden korkup gecenin karanlığında ışık açmadan annesinin ve babasının odasına gitmeye çalışır. Karanlıktan gözü çoğu şeyi seçemez ve duvarları tuta tuta ilerler. Sonunda odaya girer ve babasının olduğu tarafa doğru ilerler. Zulemayı dürtüp uyandırmaya çalıştığı sırada Zulema uykusundan korkuyla uyanır ve yanı başındaki bıçağını kızının gövdesine doğru savurmaya başlar. Yılların onda biriktirdiği psikolojik etkenler Zulemayı delirtir ve hayal görmesini sağlar. Çocuğunun acı bağırışlarına uyanan anne resmen delirir ve çığlıklar atar. Zulema çığlık etkisiyle kendisine gelir ve şoka girer. Yatağı, ellerini herşeyden önce kızını kanlar içinde gören Zulema ne yapacağını bilemez. Karısının çığlıklarını susturmak için boştaki eliyle ağzını kapatmaya çalışsa da işleri iyice berbat hale getirir. Ufak bir bedelenme sonucunda diğer elindeki bıçak karısının boynunu keser. Sabaha kadar ölü bedenlerine sarılıp ağlayan Zulema günler geçtikten sonra psikolojisini iyice bozar ve onların hala yaşadığını düşünerek ölü bedenleri sığınağın bir yerinden diğer yerine taşıyıp hiçbirşey yaşanmamış gibi hayatına devam etmeye başlar.)

1 Beğeni

Ölen karakterleri geri getiremezsiniz. Lütfen başka bir karakter hikayesi yazınız.